çocuğum kendi kendine oynayamıyor

Çocuğum kendi kendine oyun oynayamıyor! … Ebeveynlerin özellikle evde kalınan bu salgın günlerinde çocukları için sık sık sarfettikleri bir cümle oluverdi.

Kendi başlarına zaman geçiremeyen ya da oyalanamayan çocuklar, evden çalışmak ya da sıkça evde zaman geçirmekte olan ebeveynleri zorlar hale geldi. Özellikle tek çocuklar ya da kardeşleriyle aralarında büyük yaş farkı olanlar yalnız başına zaman geçirmekte zorlanıyorlar. Biz de bu konuyu bu yazıda kaleme almak istedik.

Bağımlı çocuk kendi kendine oynayamaz!

Çocuğunuzla kurduğunuz bağın özelliklerini bu duruma bir sebep olarak gösterebiliriz. Çocuğunuz size fazlasıyla bağımlı ise ya da ilişkinizde kontrol çocuğunuzda ise bu durum kaçınılmazdır. Size fazlasıyla bağımlı olmasının altında sizin de ona karşı bir bağımlılık hissetmeniz muhtemeldir. Eğer bebekliğinden beridir fazla koruyucu bir ebeveynseniz, hemen her ihtiyacını daha çocuğunuz belirtmeden karşıladıysanız, küçüklüğünden itibaren hemen anınızı ona adadıysanız bu durum kaçınılmazdır. Her ne kadar genelde ebeveynin aşırı bağımlılığı bu durumu tetiklese de, kimi durumlarda ihmalkar ebeveynlerin çocuklarında da bu yapışma hali olabilmektedir. Temel bakım, sevgi ve ilgi ihtiyaçlarını karşılayamayan çocuk da sizden ayrışamaz ve sürekli sizi yanında isteyebilir. Çocuklarını kapsamakta zorlanan, çocuklarına ilgi göstermek yerine kendi eksenindeki ihtiyaçlarını aşırı derece merkeze alan ebeveynlerin çocuklarında da kendi kendine zaman geçirebilme kapasitesi düşüktür.

Kontrol çocuğunuzda ise bunu sonuna kadar kullanacaktır

Çocuğunuz sizinle kurduğu ilişkide patron koltuğunda oturuyorsa kendi sıkılmasının önüne geçebilmek için mutlaka sizi kullanacaktır. Her sıkıldığında ya saldırganlaşacak ya da huzursuzlanacak; ta ki sizin onun isteklerini yerine getirene kadar… Ebeveynlerin çoğu zaman iş hayatları çocuklarının psikolojisine olumsuz etki oluşturmasın diye fazladan verilen krediler ya da anne babanın çocuğun kalbi kırılmasın, psikolojisi bozulmasın diye onları reddetmemesi hali de kontrolü yitirme durumunu beraberinde getiriyor.

Cehenneme giden yollar iyi niyet taşları ile döşelidir

Ebeveynlerin çocukları olumsuz etkilemesin diye her an onların yanında olma çabaları ne yazık ki bir süre sonra çocuklarına zarar veriyor. Hayal gücü, problem çözme yeteneği, psikolojik dayanıklılık ve yaratıcılık gibi özellikleri çocuklar zamanla kaybediyorlar. Kendi başına oyun kuramayan ve hazıra alışan çocuk hayal kurmayı ya da dış dünyadan aldığı bilgileri farklı bir şekilde yorumlamayı (yaratıcılık) yitiriyor. Yalnız başına kalamadığı için kendi kendine iyi olma halini de ne yazık ki sürdüremiyor.

Dijital çocuk…

Hazır oyunların ve görsel medya gibi dijital dünyanın kolay erişilir olması da çocuklar için kolay bir eğlence yaratıyor. Eğlenmek için yaratıcı tarafını kullanması gerekmeyen çocuklar onlar için sağlıklı sınır olan günlük 1,5 saat kullanımın üstüne çıkarak ekran bağımlılığının esiri haline geliyorlar. Çocuk her gerildiğinde ya da sıkıldığında ekranı kullanan ebeveynler de bir süre sonra çocuklarını bağımlı hale getiriyorlar.

Hobileri olmayan ebeveynler

Ebeveynler de yaratıcılık açısından kısıtlı, kendilerini ekran dışında oyalayamıyorlarsa çocukları da bunu öğreniyorlar. Çocuk daha bebeklik döneminden itibaren anne babalarını gözlemlerler ve onların sıkıldıklarında ne yaptığını kendilerine model olarak alırlar.

Zamanı gelmesine rağmen okul öncesi eğitimine başlamayan çocuklar

Kimi aileler 3 yaşına gelmesine rağmen çocuklarını okula ya da oyun gruplarına göndermekte zorlanıyorlar. Bu da çocukların meraklarının, enerjilerinin ve öğrenme kapasitelerinin zirve yaptığı bir dönemde evde kalarak canlarının sıkılmasına sebep oluyor.

Ayrı yatmakta zorlanan çocuklar

Çocuklar ebeveynleri ile daha doğdukları günden itibaren ayrı yatmalıdırlar. Birlikte uykuya dalan çocuklar ebeveynlerine bağımlılık geliştirmeye daha yatkın olabiliyor. Uyku eğitimi ile ilgili yazımıza bağlantıdan erişebilirsiniz.

Ebeveynler çocuklarıyla ne kadar vakit geçirmeli?

Ebeveynlerin çocuklarıyla birebir oyun oynama ya da etkinlik yapabilecekleri süre günde 1 saati geçmemeli. Bunun üzerindeki süreler yukarıda bahsetmiş olduğumuz ilişkisel aksaklıkları yaratabilecek bir süreç yaratabilir.

Şu andan itibaren çocuğunuzla bu sorunu aşabilmek için neler yapabilirsiniz?

Bu durumun önüne geçmeli ve ilişkinizin kontrolünü ele almalısınız. Ne oynayacağınıza, kiminle oynayacağınıza ve ne kadar süre oynayacağınıza siz karar verin. Eğer çocuğunuz monopoly oynamaya bayılıyorsa, “Bugün akşam olsa da seninle monopoly oynasam diye düşündüm!”diyebilirsiniz. Bu şekilde oyunun kontrol edeni siz oluyorsunuz.

İkinci önemli nokta ise biraz gözyaşı dökülmesi gerektiği. Oyunun sorumluluğunu elinize aldıysanız ve harika vakit geçiriyorsanız, çocuklar oyunun devam etmesini isteyeceklerdir. Belli bir süre koymak ve oyunu bitirmek onları üzecektir. Bu durumda problem yok, beklenen bir şey. Amacınız onları asla ağlatmamak olmamalı. Amacınız gözyaşını beklemek ve bunun normal olduğunu çocuklarınızın bilmesini ve hissetmesini sağlamak olmalı.

Bu, teknolojiye sınır koyduğunuzda ağlamalar ve itirazlar yoğun olacaktır. Zaman dolduğunda teknolojiye son vermek, birçok problemli davranışı ortaya çıkarır. Buna hazırlıklı ve net olun. Eğer teknoloji ile olan sürecini daha sağlıklı kılmak isterseniz “Mentalup” gibi programları tablet ya da telefonunuza kurarak çocuğunuzun gelişimine katkıda bulunabilir, hem de onlara eğlenceli zamanlar yaratabilirsiniz. Programın internet sitesine bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Bir de çocukların can sıkıntısını geçirme dramı var. Ne kadar fazla fikir ortaya atarsanız, durum o kadar kötüleşir: Çocuklar daha fazla mızmızlanır, durumu uzatır, ağlar ve yalvarırlar.

Çocuklarınızla zaten yeterince derin bir ilişki kurduysanız (ki bunun saatlerce sürmesi gerekmiyor), onların duyguları ile empati kurmanız çok anlaşılır bir durum (“Biliyorum can sıkıntısı zor”). O zaman siz de gerçek bir iş yaparak dikkatinizi dağıtın ve arada kalmaktan kurtulun.

Buradaki en önemli konu 3 yaşındaki bir çocuğun henüz çok küçük olması. Daha fazla açlık/yorgunluk/hastalık belirtisi göreceksiniz. Bu yaştaki çocukların kendi duygularını yönetme becerileri henüz oluşmamıştır. Bu yüzden bu durum, çocuğun ihtiyaçlarını karşılarken bir taraftan olgunlaşmasına izin vermek arasındaki bir dengedir. Esas olarak her çocuğun farklı bir ihtiyacı olur ve bu beklenendir.

Çocuklar kendi kendilerine nasıl zaman geçirirler?

Cevabı basit: bu onların tercihine kalmış bir durum. Yukarıda yazmış olduğumuz önemli durumlarla ilgili değişiklikleri gerçekleştirdiyseniz zamanla onların kendi başlarına geçirdiği zamanın arttığını gözlemleyebilirsiniz.

Yeni başlayanlar için bu süreci kolaylaştırabilecekleri oyun fikirlerini aşağıda sıraladık;

  • Define Avı – Siz sadece haritayı çizin, hazineyi bir odaya saklayın ve haritayı minik korsanınıza verin. Böylece hazineyi bulmak için sizden bağımsız bir şekilde hareket edecekler. Hazineyi bulduklarında ise muhtemelen çok mutlu olacaklar.
  • Geri Dönüşüm Oyunu – Evinizde var olan atıkları (tuvalet kağıdı ruloları, pet şişeler, iplik ve bez parçaları, kutular vs.) çocuğunuza verin ve kesici aletler olmaksızın (kesmek için sizden yardım alabilir) yapıştırıcı ve boyalarla neler yapabileceğine bırakın o karar versin.
  • Müzikli Bardaklar – Kalından inceye doğru sesleri elde etmek için çay bardaklarına (8 adet) sırasıyla azaltarak su koyun. Ağzına kadar dolu olan bardak kalın, en az dolu bardak en ince sesi verecektir. Bardakların kolayca kırılmaması için kalın türden bardak seçin. Sonrasında siz bir kaşık yardımıyla yumuşak vuruşlarla nasıl melodiler üretebileceğinizi gösterin ve gerisini çocuğunuza bırakın.
  • Evde Basketbol – Evinizde eskimiş olan ne kadar kıyafetiniz varsa bunları kesip bir top haline gelecek şekilde tekrar dikin (en az 10 top olmalı). Küçük bir çamaşır sepetine bu topları belli bir mesafeden çocuğunuz atmaya çalışsın, hem eğlensin hem de gelişsin.
  • Evde Çadır Kampı – Evinizde bulunan sabit ayaklı bir masanız, büyük bir çarşaf veya örtünüz, el feneriniz ve minderleriniz varsa bırakın çocuğunuz kendi kampını kurup, çadırda hayallere dalsın.
  • Balon oyunu – Bir balon şişirip çocuğunuza verin. Bakalım kendisi bu balonu attıktan sonra onu ne kadar süre eliyle vurarak havada tutmayı başarabilecek?
  • Kinetik Kum – Çocuklar yaratıcılığını ortaya çıkardığı ve kuma dokunma hissi sebebiyle kinetik kumla oynamaya bayılırlar. Bırakın zaman onun için kumla akıp gitsin.
  • Piramit Devirme Oyunu – Üst üste dizdiğiniz karton bardakları çocuğunuz bir tenis topuyla devirmeye çalışsın. Siz sadece oyunun başında bardakları dizin, sonrasında bu görev de artık onun işi.
  • Çocuklar müzik dinlerken rahatlar. Çocuğunuzu müzik türleri ve müzik aletleriyle tanıştırın. Mümkünse ona bir müzik aletini çalmayı öğretin (piyano, mandolin, flüt, bu yaş çocuklarına uygundur).
  • Her gün çocuğunuza serbest resim çalışması yaptırın.
  • Çocuğunuz 3 yaş ve üzeriyse insan resimleri çizebilmelidir. Her parçanın olduğu insan resmi çizmesini öğretin.
  • Takmalı-çıkarmalı Legolarla her gün oynatın.
  • Yumuşak hamurlarla çeşitli şekiller yaratsın. Hamur şekillerini sonradan boyayabilirsiniz.
  • Birlikte iki resim arasındaki farklar, resimdeki saçma olaylar türü zihin jimnastiği oyunları oynayın.
  • Az parçalı yap-boz türü oyuncaklarla oynamasını sağlayın.
  • Çocuğunuzun keskin uçlu olmayan bir makas kullanmasına fırsat tanıyın. Kağıt üzerinde düz bir çizgi çizerek makasla kesmesine yardım edin.
  • Küplerle kule yapabileceği ve şekiller oluşturabileceği oyunlar oynatın.
  • Çocuğunuzun keskin uçlu olmayan bir makas kullanmasına fırsat tanıyın. Kağıt üzerinde düz bir çizgi çizerek makasla kesmesine yardım edin.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz çözüm önerilerine rağmen çocuğunuzun bu problemin devam ediyorsa merkezimizden destek alabilir, çocuk psikoterapilerine dair detaylı bilgiye bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Pandemi sebebiyle online görüşmeler için bağlantıdan detaylı bilgi alabilirsiniz.

Aysun EROL, Çocuk ve Ergen Psikoloğu, Psikoterapist

Kaynak: Ali Çankırılı; Annem ve Babamla Oynuyorum Öğreniyorum