erken boşalma

erken boşalma

Erken boşalma; cinsel işlev bozuklukları içerisinde yer alan bir bozukluktur. Diğer boşalma bozukluklarına oranla toplumda görülme oranı daha fazladır. Erken boşalma bozukluğunu tanımlayacak olursak; ereksiyon hali gerçekleştikten sonra kişinin 1 ila 3 dakika arasında boşalmasıdır. Bu problemdeki en büyük kriter süre gibi görünse de süreden daha önemli olan başka bir kriter daha bulunmaktadır: o da kontroldür. Konuya daha ayrıntılı bakacak olursak aslında asıl önemli olan noktanın kişinin ne kadar sürede boşaldığı değil; boşalmasının üzerinde kontrolünün olup olmadığıdır. Dolayısıyla bu boşalma bozukluğu için en uygun olan tanımlama biçimi, denetimsiz boşalmadır.

Kişi boşalma üzerindeki denetimini sağladığı ve arttırdığı sürece; boşalma süresini de kontrol edebilmektedir. Başka bir deyişle kişinin boşalma üzerindeki kontrolü sağlayabilmesi, boşalma süresini de belirleyebilmesi anlamına gelmektedir.

Erken/denetimsiz boşalmanın toplumda çok yaygın görülen bir problem olduğundan bahsetmiştik. Hatta “Her erkek hayatı boyunca en az bir kere erken boşalma yaşar” desek çok da yanlış olmayacaktır. Diğer yandan kişi bir kere erken boşalırsa bu ona hemen erken boşalma tanısı koyulabilir anlamına da gelmemektedir.

Peki boşalma üzerindeki kontrol süreyi de kontrol etmeyi sağlıyorsa ne oluyor da erken boşalma bu kadar sık rastlanan bir bozukluk olarak karşımıza çıkıyor?

Bu sorunun sebeplerini toplumsal ve bireysel faktörler olmak üzere iki ana başlık altında toplamak mümkündür. Toplumsal faktörlere bakacak olursak;

  • Cinselliğin tabu olması,
  • Cinsellikle ilgili sağlıklı bilgilerin gelişim çağındaki bireylere aktarılamaması,
  • Cinselliğin ayıp ve yasak olarak kabul edilmesi,
  • Ailelerin cinselliği keşfetmeye çalışan çocuklarına sert ve aşırı kısıtlayıcı tutumlar sergilemesi,
  • Cinsellikle ilgili mitlerin oldukça yaygın olmasını sayabilmekteyiz.

Yukarıda saydığımız faktörleri içinde bulunduran kültürel yapılarda erkeklerin bireysel nedenler ortaya çıkmaksızın erken boşalma yaşaması kaçınılmazdır. Dolayısıyla kendi ülkemizdeki yapıya bakacak olursak, toplumumuzda bu kadar yaygın oluşunun nedenlerini açıkça görebilmekteyiz.

Bireysel faktörlere bakacak olursak çok daha geniş bir nedenler yelpazesi karşımıza çıkmaktadır. Cinselliğin günlük hayatımızın bir izdüşümü olduğunu göz önünde bulunduracak olursak, hayatımızda ortaya çıkan her gelişmenin boşalma üzerindeki kontrolü etkileyebileceğini söylemek çok da yanlış olmayacaktır. Kişinin yaşam tarzından günlük yaşadığı strese, yorgunluktan kendi cinsel geçmişine, fizyolojik olarak yaşadığı rahatsızlıklardan ilişkileri içerisinde yaşadığı çatışmalara kadar her şey boşalma üzerindeki kontrolü etkilemektedir.

Bu faktörlerin birçoğunu hayatında barındıran kişi kaçınılmaz olarak erken boşalma ile karşılaşacaktır. Bu kişi için tekrarlayan durumlara dönüştüğünde ise; erken boşalmaya eşlik eden farklı birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Örneğin; ilişkilerde bozulmalar veya ilişkileri sürdürememek, kişinin kendisini yetersiz ve başarısız hissetmesi, depresyon, cinsel isteksizlik gibi durumları sayabilmekteyiz.

Peki erken boşalmanın bir çözümü var mıdır?

Erken boşalma çözülebilen bir problemdir. Öncelikli olarak yapılması gereken şey kişinin bir üroloji muayenesinden geçmesidir. Eğer fizyolojik hiçbir problem yoksa nedeni psikolojik demektir ve bu noktada cinsel terapiler devreye girmektedir. Özellikle partnerinizle birlikte başvuracağınız cinsel terapi süreci, bu sorunun üstesinden gelmenize yardımcı olacağı gibi, daha kaliteli bir cinsel hayata sahip olmanızı sağlayacaktır.

Cinsel terapilere dair detaylı bilgiye bağlantıdan ulaşabilir, merkezimizden destek alabilmek için buradan bizlere erişebilirsiniz.

Uzman Psikolog Ezgi Aydın Bal

Bireysel/Çift/Cinsel Psikoterapist