
İyileşmek Bazen Neden Kötüye Gitmek Gibi Hissettiriyor?
Terapistler olarak sıklıkla duyduğumuz sorulardan biri şu olabilir: “Kendimi daha iyi hissetmek için terapiye başladım ama son zamanlarda her zamankinden daha fazla ağlıyorum. Acaba yanlış bir şey mi yapıyorum?” Bunun hem basit hem de biraz karışık bir cevabı var: Hayır, yanlış bir şey yapmıyorsunuz. Hatta bu rahatsızlık hissi doğru bir şey yaptığınızın işareti olabilir. Aşırı dağınık bir odayı temizlediğinizi düşünün. Başladığınız anda, oda aslında başlangıçtakinden daha kötü görünür. Her şeyi dışarı çıkarmanız, bu eşyalardan yığınlar oluşturmanız ve sakladığınız her unutulmuş eşyayla yüzleşmeniz gerekir. Oda, hayal ettiğiniz düzenli alana dönüşmeden önce çok daha da kaotik bir hal alır.
Duygusal iyileşme de genellikle benzer bir yol izler. Terapiye başladığımızda, genellikle acımızı yönetmek için yıllarca geliştirdiğimiz karmaşık sistemlerimiz vardır. Belki her zaman meşgul kalmakta, mükemmel kontrolü sürdürmekte veya asla yardıma ihtiyaç duymayan kişi olmakta uzmanlaşmışızdır. Bu başa çıkma mekanizmaları bir zamanlar bize iyi hizmet ettiler, seçeneklerimizin sınırlı olduğu zor zamanlardan geçmemizi sağladılar; ama artık farklı bir şey için hazırız ve işte tam da burada işler biraz karışıyor.
Uzun süredir kaçındığımız duygularla yüzleşmek, tıpkı uzun zamandır kullanılmayan bir kası çalıştırmaya başlamak gibidir. Başlangıçta rahatsızlık ve hatta acı hissedebiliriz. Bu dönemde, eski savunma mekanizmalarımız çözülmeye başlarken, kendimizi beklenmedik şekillerde hassas hissedebiliriz. Örneğin, her zaman “pozitif” biriysek, içimizdeki öfkeyi keşfettiğimizde bundan rahatsız olabiliriz ya da hep “güçlü” görünen biriysek beklemediğimiz bir anda gözlerimizin dolması kendimize kızmamıza ve belki suçlamamıza sebep olabilir.
Terapinin bu aşaması büyük bir cesaret gerektirir. Yıllarca kaçındığımız duygularla yüzleşmek hassas bir süreçtir. Dezavantajlarına rağmen güvenli ve tanıdık gelen davranışları sorgulamak rahatsız edicidir; ancak bu rahatsızlık kötüye gittiğiniz anlamına gelmiyor. Bu, artık yüzeysel çözümlerle yetinmeye razı olmadığınız anlamına geliyor. Gerçekte olanı görmeye, hissedilmesi gerekeni hissetmeye, o odayı üstten bir düzenlemek yerine tamamen temizlemeye cesaret ettiğiniz anlamına geliyor.
Terapide “iyileşme” her zaman düz bir çizgide ilerlemez. Bazen iki adım ileri, bir adım geri gideriz. Bazen yolculuk spiraller şeklinde ilerler ve aynı temalarla tekrar tekrar karşılaşırız ama her seferinde biraz daha farklı bir yerden bakarız. Eğer şu anda bu aşamadaysanız, kendinize nazik davranın. Yıkılmıyorsunuz – bir atılım yapıyorsunuz. Bu yolculukta yalnız değilsiniz.
Terapistiniz, sadece sizi dinlemek için değil, aynı zamanda bu karmaşık süreçte size eşlik etmek için de yanınızda. Her duygunuz, her düşünceniz ve her zorlanmanız bu odada güvende.
Bu konu hakkında nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız veya terapi süreciniz sizin için zorlayıcı geçiyorsa bireysel psikoterapi hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgiye bağlantıdan ulaşabilir, merkezimizden randevu almak için buradan bizlere erişebilirsiniz.
Selen Sena Soygül
Uzman Psikolog