
Çocukları Etiketlemekten Kaçınmalıyız
Çocuklarımızın özgüvenini geliştirmek istiyorsak güçlü yönlerini vurgulayıp küçültücü sıfatlardan kaçınmalıyız. Sakar, yaramaz, çirkin gibi küçültücü sıfatlar çocuklara karşı kullanılmamalıdır.
Bu tarz sıfatlar çocukların bedenlerini ve ruhlarını her daim etiketler. Bu etiketleri hayat boyu üzerlerinden atmaya çalışırlar. Beraberinde de hem çocukları hem de ebeveynleri mutsuz eden tepkiler getirirler. Aynı zamanda bu durum ebeveyn çocuk ilişkisinin de bozulmasına neden olur.
Çocuklara “yaramaz” denildiğinde ilk başta “hayır ben yaramaz değilim.” diyebilir ancak bir süre sonra ebeveynlerine inanmaya ve kendini yaramaz bir çocuk olarak görmeye başlar. Çünkü çocuklar dünyayı ebeveynlerinin gözünden görürler. Bu bakımdan en güvendikleri kişilerin onlar hakkındaki düşüncüleri, kendilerini nasıl gördüklerini doğrudan etkiler.
Aynı şekilde “sakar” olarak nitelendirilen çocuk, bir süre sonra bazı başarabileceği durumlardan kaçınabilir çünkü sakar olduğu izlenimi oluşmuştur. Denemezsem başarısız olmam mottosunu benimser.
Bazen ebeveynler ya da çocuğun etrafındaki diğer yetişkinler farkında olmadan çocuklara karşı olumsuz cümleleri sıklıkla kullanırlar. “Bu çocuk da annesi gibi çok inatçı, kafasına eseni yapıyor.” ya da “Ne kadar oyuncak alırsanız alın asla tatmin olmuyor bildiği şey almak.” Çocuklar ne yazık ki bu ve bunun gibi cümleleri çok ciddiye alırlar. Kendilerini değerli hissedebilmeleri ve kendileri ile ilgili olumlu kişilik algıları oluşturabilmeleri için pozitif yorumlarını duymaları oldukça önemlidir. Özellikle bu pozitif yorumların çocukların anne babalarından gelmesi çok daha mühimdir.
Ebeveynler genellikle çocukların yanlışlarını, doğrularını göstermekten daha kolay bulurlar. Oysa özgüveni yüksek, kendini değerli hisseden, olduğu hali ile mutlu çocuklar yetiştirmek istiyorsak bu tarz kötü hissettiren yorumlardan kaçınmalı onların güçlü taraflarına daha çok vurgu yapmalıyız.
Özgüven bireyin kendine olan güvenme duygusudur. Yapamamak ya da hata yapmak kaygısından çok yapabilme ümidi taşıma durumudur. Yaş ve gelişim seviyesine uygun ölçütlerde kazanılması, kişinin sosyal ve bilişsel yaşantı ve performansını önemli ölçüde etkilemektedir.
Bu konu hakkında nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız veya bu konuda desteğe ihtiyaç duyuyorsanız çocuk ve ailelere yönelik psikoterapi hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgiye bağlantıdan ulaşabilir, merkezimizden randevu almak için buradan bizlere erişebilirsiniz.