
Somatizasyon ve EMDR
Herhangi bir sebep olmaksızın bir anda vücudunuzda beliren bir ağrı hissettiğiniz oldu mu? Ya da daha nedenini anlayamadan deneyimlediğiniz ve sonrasında da kendiliğinden geçtiğini hissettiğiniz ağrılar oldu mu?
Somatoform kelimesi, Yunanca kökenlidir. “Soma” kelimesi “vücut” anlamına, “forma” ise “şekil-biçim” anlamına gelmektedir. Somatoform kelimesi vücutla ilgili form anlamına gelmektedir. Kişinin altta yatan farklı bir sebep olmaksızın fizyolojik şikayetleri ve semptomları varmış gibi değerlendirmesi anlamına gelmektedir. Somatoform bozukluklarının tek bir nedeni bulunmamakla beraber biyolojik, genetik, sosyokültürel ya da öğrenme etkenlerinin rolü ve kişilik yapılanmaları gibi birçok faktörün etkileşimi sonucunda ortaya çıkabilir.
Yaşanılan bu durumun sebebi, kişinin yaşadığı stres, psikolojik problemler ve travmatik süreçlerle açıklanabilir. Bu semptomlar, kişinin günlük aktivitelerini engelleyebilir ve yaşam standartlarını düşürebilir. Bu şikayetler kimi zaman oldukça tekrarlı biçimde de seyredebilir.
Somatizasyon bozukluğunda, kişinin yaşadığı yorgunluk, kas ağrısı, mide ağrısı ve baş ağrısı gibi belirtilerle doktora başvurduğunda yapılan tıbbi incelemelerde bir nedene rastlanamaz. Yaşanılan bu belirtiler, psikolojik faktörlerin fizyolojik semptomlara neden olduğunu açıklayabilir. Özellikle stres, depresyon, kaygı gibi duygusal zorlanmaların etkisi oldukça belirgin olarak gözlemlenmektedir.
Stres faktörü, somatizasyonun görülmesiyle yakından ilişkilidir. Stres durumları ve travmatik süreçler bastırıldığında ve bu olaylarla ilgili uyaranlar görmezden gelindiğinde fizyolojik dışavurumlar gözlemlenebilmektedir.
Psikiyatrik problemlerden nispeten daha kolay anlaşılan ancak tanı konulması en güç olanlardan biri olan somatizasyon bozukluğu, fizyolojik belirtilerin anlaşılması bağlamında önemlidir.
Somatizasyon tedavisinde kişilerin geçmişte yaşadıkları travmatik deneyimler EMDR terapide ele alındığında, semptomların zamanda azaldığını gözlemleyebiliriz. EMDR terapisinde kişinin yaşadığı travmatik süreçler ele alınarak yaşanılan bu semptomlarla ilişkili duygular, düşünceler, beden duyumları üzerinde durulur.
EMDR terapisinin yapı taşını oluşturan Adaptif Bilgi İşleme Modeline göre beyin, fizyolojik temelli bir sistemle, her yeni deneyim aracılığıyla ulaşan bilgiyi işleyerek işlevsel hale getirir. Duygu, düşünce, beden duyumu, imge, ses, koku gibi bilgiler işlenip ilişkili anı ağlarına bağlanarak bütünleşir. Böylelikle deneyimle ilgili öğrenme gerçekleşir ve edindiğimiz bilgiler gelecekte tepkilerimizi uygun bir şekilde yönlendirmek üzere depolanmış olur.
Zorlayıcı ya da travmatik deneyimler yaşandığında sistem bozuluyor gibi görülebilir ve yeni bilgiler işlenip mevcut anı ağına entegre olamaz. Yaşanılan deneyimi anlamlandırmak için anı ağlarındaki işlevsel bilgilerle bağlantı kurulamadığı için öğrenme gerçekleşmez. Bu sebeple duygu ve diğer tüm bilgiler olduğu biçimde depolanır. Bu nedenle de yaşanan bazı durumlar, bu anıları tetiklerse kişi için o anının bir kısmı ya da tamamı yeniden deneyimlenircesine etkiler yaratır. Bu anılar izole biçimde depolanır. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz inançları, duygusal tepkileri, somatik tepkileri problemin bugünkü dışavurumu olarak adlandırılabilir ve bu olumsuz inanç ve duygulara yol açan anılar yaşanan deneyimlerle tetiklenmeye devam edebilir. Dolayısıyla EMDR terapisiyle yaşanılan zorlayıcı anıların işlenmesi sağlanarak beynin zamanında yapamadığı işlemi yapmasını, diğer bir deyişle izole edilen anının diğer anı ağlarıyla ilişki kurmasını sağlayarak kişinin anıyı sağlıklı bir perspektiften görmesi sağlanabilir.
Bu konu hakkında nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız veya uyguladığınız yöntemler işe yaramıyorsa bireysel psikoterapi hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgiye bağlantıdan ulaşabilir, merkezimizden randevu almak için buradan bizlere erişebilirsiniz.