Ergenlik Döneminde Kendine Zarar Verme Davranışı

Ergenlik Döneminde Kendine Zarar Verme Davranışı

Ergenlik Döneminde Kendine Zarar Verme Davranışı

“Kimse beni anlamıyor. Bazen ben bile gerçekte ne istediğimi bilemiyorum. Arkadaşlarım gerçekten beni seviyorlar mı? Ailem beni hiçbir zaman anlamadı. O kadar yalnız hissediyorum ki ne yapacağımı bilemiyorum. Hiç kimseye ne hissettiğimi tam olarak açıklayamıyorum. Nereye ait olduğumu bilmiyorum. Bazen bedenime bile ait hissetmiyorum.”

Yazıma ergenlik dönemindeki danışanlarımdan sıkça duyduğum cümleler ile başlamak istedim. Kendilerini anlatamadıklarını, hiç kimse tarafından anlaşılamadıklarını düşündükleri bir sarmalın içinde yaşıyorlar. Kendine zarar verme davranışının en sık görüldüğü yaşlar olan ergenlik döneminde düşünceler bu şekilde yoğunlaşabiliyor.

Ergenlik süreci fiziksel, ruhsal, cinsel, duygusal ve sosyal gelişimin en önemli olduğu yaşam dönemidir. Bu dönemde karşılaşılan sorunlarla baş edebilecek becerilerin çocuklukta kazanılmış olması büyük önem taşır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 10-19 yaş grubu “Ergen” grubu olarak, 15-24 yaş grubu ise “Genç” grubu olarak belirlenmiştir. Kimliğin kazanılması, kendinin farkına varma ve bireyselleşme ergenlik döneminin en önemli noktalarıdır. Ergenlik dönemi, stres unsurlarının farkına varıldığı, çok yönlü değişikliklerin olduğu ve uyum sürecinin gerekliliğinin olduğu bir dönem olarak kabul edilmektedir. Ergenler zaman kavramının farkına varmaya, zamanın geçmekte olduğunu ve gelecekle ilgili kaygılar duymaya başladıkları bir süreç yaşar. Hayatı sorgulamaya ve kendileri için ne yapmaları gerektiğine kafa yormaya başlarlar. Tüm bunlar ergenler için ‘stres kaynağı’ olmaya başlar (Hoffman, Cole, Martin, Tram ve Seroczynski, 2000).

Kendine zarar verme davranışını; tekrarlayıcı, kişinin bilinçli ölüm isteği olmadan, isteyerek ve amaçlı olarak yapılan, doku hasarı ile sonuçlanan, kendi bedenine yönelik girişimidir’. Bunun yanı sıra kişinin ortama uyum sağlayamaması (var olduğu hayattan kendini ayrı hissetmesi) ya da karşılaştığı problemler karşısında tahammülsüzlüğün yarattığı baskıya karşın kendini keserek rahatlama durumu olarak tanımlayabiliriz (Brunner ve ark. 2007).

Kendine zarar verme davranışını tanımlamak için dört ölçüt önerilmektedir. Bunlar; (1) kendine zarar verme davranışının sürekli tekrar­lanması, (2) kişinin, kendine zarar verme davranışından önce gerilim duyması, (3) fiziksel acıyla beraber rahatlama ve zevk alma hissini yaşaması, (4) utanma duy­gusu ve sosyal olarak damgalanma korkusu karşısında kendine zarar vermenin izlerini ya da kanı gizlemeye çalışmasıdır (Favazza 1992).

Kendine zarar verme davranışının nedenleri;

  • Duygusal acılarla başa çıkmada yetersizlik
  • Öfke, kaygı, hayal kırıklığı, suçluluk duygularının tolere edilememesi
  • Yoğun değersizlik duygularının yaşanması
  • Utanç, yalnızlık ve reddedilme korkularının yoğun yaşandığı durumların varlığı
  • Anne baba tutumları
  • Kendilik değerinin ve benlik saygısının düşük olması
  • Geçmişte yaşanılan travmatik olaylar
  • Aile içinde kriz ve kaos ortamının olması
  • Anlamsızlık, değersizlik, boşluk duygularının yoğun yaşanması
  • Yaşamda karşılaşılan negatif olaylara karşı hissizleşme
  • Heyecan arayışı
  • Engellenme eşiğinin düşük olması
  • Kendine zarar verme davranışının, arkadaş grubunda kabul görmesini sağlayacak ya da prestij oluşturacak bir davranış olarak algılanması
  • Doğru kurulamamış kendilik algısı
  • Acı ve kan görmekten keyif alınması
  • Ailede bulunan psikiyatrik hastalık öyküsü
  • İntihar girişimi öyküsü
  • Duygudurum bozukluklarının varlığı
  • Madde kullanımı şeklinde sıralanabilmektedir.

Yukarıda bahsetmiş olduğum durumların çocuğunuz için geçerli olduğunu düşünüyorsanız çocuk ve aile terapisi hizmetimiz hakkında detaylı bilgiye bağlantıdan ulaşabilir randevu almak için merkezimizi arayabilirsiniz.

Ece Gürani

Çocuk ve Ergen Psikoloğu/Psikoterapist