Sevgiyi Kol Mesafesinde Tutmak

Sevgiyi Kol Mesafesinde Tutmak

Dünyaya geldiğimiz andan itibaren birçok ihtiyacımız bulunmaktadır. Bunların başında fizyolojik ihtiyaçlarımız gelir; ancak fizyolojik ihtiyaçlarımız kadar önemli ve neredeyse hayati diyebileceğimiz başka bir ihtiyacımız daha vardır: Bağ Kurmak.

Bağ kurmak; hayatta kalabilmemiz için, büyüyüp sağlıklı bir şekilde hayatımıza devam edebilmemiz için gereklidir. Bu güven ve sevgi bağı kurulabilmişse; sonraki hayatımız için kendimizi güvende hissedebileceğiz, sevildiğimizi, görüldüğümüzü, fark edildiğimizi, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarımızın karşılanabileceğini, takdir edilebileceğimizi, korunup kollanacağımızı açıkça ifade edebiliriz.

Bu bağın kurulabilmesi için en temel kaynak annedir ve annenin bebek doğduğu andan itibaren bebeğiyle duygusal olarak ilgilenmesi, onunla konuşması, göz teması kurması, bebeğine sarılması, dokunması, temas etmesi, duygularını fark edebilmesi ve duygularıyla ilgili geribildirim vermesi, bebeğini sakinleştirebilmesi gibi birçok davranışı yapabilmesi gerekmektedir.

Bütün bunlar neden önemlidir?

Çünkü doğumdan sonra dış dünyaya dair bütün veriler anne süzgecinden geçmektedir. Bir bebek dış dünyayı önce annesinin gözünden görür. Bundan dolayı çok temel bir sistem (buna 1 – 0 sistemi de diyebiliriz) gelişmiştir. Annenin yaptığı her şey iyidir, güvenlidir ve yapamadıkları veya yapmadıkları ise kötü ve tehlikeli. Dolayısıyla eğer anne bebeğiyle yakın bir ilişki kurup, hem duygusal hem de fiziksel temas kurabiliyorsa bu o bebek için de güvenli demektir.

Peki ya bu bağ kurulamamışsa?

İşte o zaman o bebeğin (dolayısıyla büyüyüp bir yetişkin olacak o bireyin) en büyük sorunu başlamaktadır: GÜVENSİZLİK ve DUYGUSAL DUYARSIZLAŞMA

Kendisiyle temas edilmeyen bebek, teması tehlike olarak algılamaya başlar; çünkü sistemde hep şu bilgi vardır: “eğer dokunmak iyi ve güvenli bir şey olsaydı annem bana dokunurdu, benimle temas ederdi. Bundan dolayı TEMAS TEHLİKELİDİR!” Dolayısıyla bu bebek büyüyüp bir yetişkin olduğunda da yakın temastan, dokunulmaktan ya da günlük hayatındaki sıradan kucaklaşmalar, kol kola girmeler gibi fiziksel temasların hepsinden rahatsız olacak ve uzak duracaktır. Tabii ki bunu sadece fiziksel temasla sınırlandıramayız. Anne bebek arasındaki bağ duygusal teması da içerir. Buna bağlı olarak bu kişi kendisiyle duygusal yakınlık kurmaya çalışıldığında ya da bu tür yakınlığın oluşacağı her türlü ortamda rahatsızlık hissedecek ve uzak durmayı tercih edecektir.

Duygusal olarak duyarsızlaşma, başka bir deyişle hiçbir duyguyu hissedememe durumunun oluşma şekline bakacak olursak; yazımızın başında bebeğin duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasının ne kadar önemli olduğundan bahsetmiştik. Bu duygusal ihtiyaçlar anne veya bakım veren tarafından fark edilmediği veya karşılanmadığı durumlarda, bebek duygusal olarak tarif edemediği acı hissetmeye başlar; çünkü bu ihtiyaçlar hep vardır ve karşılanması gerekmektedir. Özetle; ihtiyaçların var ancak karşılayacak kaynak olmadığında duygusal olarak acı ve yalnızlık duygusu başlar. Bu acı ve yalnızlık hissi ihtiyaçlar büyümeye başladığında artmaya devam edecektir. İşte bu noktada ihtiyaçlarının karşılanmadığı gerçeğiyle büyüyen çocuk daha fazla acı çekmemek adına artık kendi duygularından da uzaklaşmaya başlar ve süreç içerisinde giderek herhangi bir duyguyu hissetmemeye başlar.

Bu çocuk büyüyüp bir yetişkin olduğunda;

En büyük sınavını ilişkilerde vermeye başlar. Bir yandan doğduğu andan itibaren temasa ihtiyaç duyarken diğer yandan ise temastan kaçmak zorunda olduğunu düşünür. İşte kısır döngü bu şekilde başlar. Sevmek, sevilmek, bağ kurmak en temel ihtiyacıyken aynı zamanda da artık en büyük korkusudur. Dolayısıyla ne yakınlık kurabilir ne de bu yakınlık ihtiyacından vazgeçebilir. Geriye tek seçenek kalır. Sevgiyi kendisini güvende hissedebileceği bir mesafede tutuyor olmak. Tabii ki kendisi için güvenli olan bu mesafenin, sağlıklı bir ilişkiyi sürdürebilmek için zorluk yaratmasından dolayı, ilişkilerinde de sıklıkla yakınlık, birisini hayatına dahil etme, uzun süreli ilişkiler yaşamak gibi sorunlarla karşı karşıya kalacaktır.

Siz de ilişkilerinizde sıklıkla yakınlık kurmak, bir ilişkiyi sürdürmek veya duygusal olarak giderek duyarsızlaştığınızı hissediyorsanız bizimle iletişime geçip, profesyonel destek alabilirsiniz.

Uzman Klinik Psikolog Ezgi Aydın Bal

Bireysel/Çift/Cinsel Sorunlar