emdr ve çocukluk dönemi travmaları

emdr ve çocukluk dönemi travmaları

EMDR, yaşantılarımızla ilgili edindiğimiz olumsuz inançlarımızı, duygu ve beden duyumlarımızı hedef alarak güncel veya geçmiş travmalarımız ile çalışmaktadır. Başımıza gelen her olayla ilgili bilgiyi işleme sistemimiz aynı çalışmaktadır. Ancak özellikle çocukluk dönemi travmaları ile ilgili çok daha hassas bir çalışma yürütmemiz gerekmektedir; çünkü bir travma ne kadar eskiyse o kadar köke yakındır ve o kadar çok alanı etkilemiş demektir.

Çocukluk dönemi travmaları ile ilgili insanlarda genelde şöyle bir düşünce vardır: sanki sadece hatırlayabildiğimiz dönemlerin sonrasında yaşadığımız olaylardan travmatize olduğumuz düşünülür. Ancak travmanın yapısına ve zihnimizdeki depolanış şekline baktığımızda sadece hatırladığımız dönem değil (ki bu ortalama 3-4 yaş sonrasına denk gelir) öncesinde yaşadığımız olaylardan da travmatize oluruz. Hatırlamadığımız bir şeyin bizi nasıl travmatize ettiğine ve EMDR’nin bununla nasıl çalıştığına bakacak olursak özellikle anılarımızın depolanış şekline bakmamız gerekmektedir.

Bedenimiz kayıt tutar!

Bizler hatıralarımızın ya da hafızamızın sadece zihnimizde kayıtlı olduğunu düşünürüz; ancak aslında zihnimizden daha büyük bir depolama, kayıt tutma alanımız vardır. O da bedenimizdir. Bizler anılarımızı sadece zihnimizde değil aynı zamanda bedenimizde de depolarız. İşte özellikle 3 yaş ve öncesi döneme ait anılarımızın hepsi bedenimizde kayıtlıdır. Dolayısıyla EMDR ‘de 3 yaş öncesini çalışırken bedenimiz ve duygularımızla çalışırız.

Örnek vermek gerekirse; güncel yaşamında ölüm korkusu olan birisini düşünelim ve bu kişi hayatında hiç ölüm tehlikesi atlatmamış olsun. Bu kişinin ölümle ilgili düşündüğü anlarda bedeninde ortaya çıkan duyum sıkışıyor ve boğuluyor hissi olabilir. Buna eşlik eden duygusu da büyük ihtimalle korku olacaktır. İşte burada veri bize sadece bedenden ve duygu kanalından gelmiştir. Dolayısıyla bu durum bize der ki kişinin travması 3 yaş öncesi döneme aittir.

Bedenimizde hissettiğimiz her duyum bize bir şey söylemeye çalışır, bir mesaj verir. Bu mesajlar bazen kolay bir şekilde okunabilir bir şeklide olur, bazen de daha karmaşık formlarda olabilir. Örneğin; eğer stresli bir dönemden geçiyorsak sıkça mide ağrısı hissedebiliriz. Burada bedenimizin bize verdiği mesaj yaşadığı stresin kişinin baş edebilme stratejilerinin üstünde olduğudur. Bu açık okunabilir mesajlardan birisidir.

Bedeninizin ne söylediğine kulak verin

Bazen de daha farklı bir şekilde görebiliriz. Örneğin, boğazımızda anlamlandıramadığımız ve fizyolojik bir kökeni olmayan ağrı veya takılma, yutkunmada zorluk yaşadığımızı düşünelim. Eğer fizyolojik olarak kişinin böyle bir ağrı ya da duyum hissetmesini açıklayabilecek bir etken yoksa kökeni muhtemelen psikolojiktir. Biraz dikkatli baktığımızda hazmetmekte ya da kabullenmekte zorlandığımız olaylar yaşadığımızda bu beden duyumunun ortaya çıkabildiğini görmekteyiz.

Bu durumda yaşadığımız ağrılar vb duyumların da travmalarımızla bağlantısı olabileceğini söyleyebiliriz. Mesela kronik olan ve her türlü fizik tedavi ve spora rağmen geçmeyen boyun, omuz ve sırt ağrılarımızı düşünelim. Bu ağrılarımızın kökeni yine 3 yaş öncesi dönemden gelir. Şöyle ki; bir bebeği ağlarken gözlemlerseniz şayet vücudunun yay gibi gerildiğini kolaylıkla fark edebilirsiniz. Böyle bir durumda beklediğimiz şey; annenin bebeği kucağına alıp, ona dokunup, hatta biraz masaj yapıp sakinleştirmesidir. Böyle bir durumda bebeğin kolayca gevşediğini görürüz. Ancak annenin bunu yapmadığı ya da yapamadığı durumlarda, bebek sakinleşemediğinde ya da ağlayıp ağlayıp kendi kendine bir yerde susmak zorunda kaldığında işte kaslarındaki o gerilimin vücutta depolandığını görürüz. Bebekliğinde ihmal edilmiş kişinin yetişkinliğinde travmasını yaşama şekli ağrılarıyla olacaktır.

Özetle çocukluk dönemlerimize ait travmaların kendini dışa vurma şekilleri bildiğimiz yollardan farklı olabilmektedir. Bu durumda yapılması gereken şey, benzer durumlarda kaldığınızı ya da yaşadığınız belirtileri fark ettiğinizde hızlıca konunun uzmanından destek almak olmalıdır.

Bireysel psikoterapi hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgiye bağlantıdan ulaşabilir, merkezimizden randevu almak için buradan bizlere erişebilirsiniz.

Uzman Klinik Psikolog Ezgi Aydın Bal

Bireysel/ Çift/ Cinsel Psikoterapist