infertilite (kısırlık)

infertilite (kısırlık)

En az 1 yıl boyunca herhangi bir korunma yöntemi kullanmaksızın, istenildiği halde çocuk sahibi olamamaya infertilite denir. Bu problemi yaşayan çiftler sosyal hayatlarında, evlilik ilişkilerinde ya da kendi iç dünyalarında bazı olumsuz değişimler yaşarlar.  Yürütülen araştırmalara göre bu probleme kendileri sebep olduklarını düşünen kadınlar için bu durum: doğurganlığın yitimi, kontrol kaybı (bedenime söz geçiremiyorum), eksiklik (annelik duygusundan yoksun olma), toplum tarafından dışlanma, rol eksikliği (annelik, hamilelik), benlik saygısında azalma olarak algılanırken; erkekler için soy devamının sağlanamaması, erkeklik işlevlerinde yetersizlik, eksiklik (babalık duygusundan yoksun olma) olarak algılanabilir. Ayrıca her iki çift de bu tanıyla beraber öfke, benlik saygısında azalma, kişilerarası ilişki güçlüğü, yaşam kalitesinde azalma, anksiyete, depresyon, cinsel işlev bozuklukları (erken boşalma, sertleşme problemleri, ağrılı birleşme, vajinismus, cinsel istek azalması, orgazm güçlüğü) gibi problemler yaşayabilir.

İnfertilite tanısı almış çiftler için araştırmalar sonucu ulaşılan, aşağıdaki tespitler oldukça tanıdık gelecektir.

     İnfertilite problemine sahip bir çift olarak;

  • İlk başta durumu kabul etmek Bu durumu laboratuvar hatası, doktor hatası olarak nitelendirebiliriz. Ya da stresin, yorgunluğun, geçirilen basit rahatsızlıkların, yeterli sıklıkta ilişkiye girememenin buna sebep olduğunu düşünürüz.
  • Kendimizi eksik, kusurlu hissederek eşimizin sevgisini kaybedeceğimizi, onun bizi bırakacağını düşünebiliriz.
  • Bazı anlarda özgüvenimizi yitirdiğimizi,
  • Zaman zaman partnerimize ya da doktorlarımıza öfke,
  • Kendimizi suçlayarak, partnerimizi çocuk duygusundan mahrum bıraktığımızı düşünüp çökkünlük yaşayabilir ya da boşanma önerisi,
  • Doktor kontrolleri esnasında bedenimizin ve cinsel yaşamımızın ihlal edildiğini düşünerek kontrolü yitirdiğimizi
  • Çocuğumuz olamadığı için hamile ya da çocuk sahibi olan arkadaşlarımızdan uzaklaşabiliriz.
  • Hamile kadınları gördüğümüzde, bu bize, eksikliğimizi hatırlattığı için aklımızdan zaman zaman kötü düşünceler geçebilir.
  • Bizlere sık sık “Çocuğunuz hala yok mu?” diye sordukları için kalabalık ortamlardan, yakın çevremizden uzak durmak Bu tür sorular, bize acı ve kayıplarımızı hatırlatır.
  • Zaman zaman hayattan zevk almamaya başladığımızı, zamanın çoğunu ağlayarak ve yas tutarak geçirdiğimizi fark ederiz ve özellikle bunları adet dönemlerinde daha sık hissederiz.
  • Adet gördüğümüzde dünya başımıza yıkılmış gibi,
  • Yalnızca bu sorunu kendimizin yaşadığını hissedip, başkalarına karşı yabancılaşma hissine kapılabiliriz.
  • Zaman zaman eskisinden kolay öfkelenebiliriz.
  • Uyku sorunları yaşayabiliriz.
  • Tüm bunları yaşarken bir kısmımız umutsuzluk duygusunu yavaşça kaybedip durumu kabullenerek problem ile baş etme yolları arar, bir kısmımız ise bununla baş edemeyip çökkünlük yaşayabilir.

Bireysel terapilere dair detaylı bilgiye bağlantıdan ulaşabilir, merkezimizden destek alabilmek için buradan bizlere erişebilirsiniz.

Uzm. Psk. Asena İrem Ulusu

Bireysel/Çift/Cinsel Psikoterapist