Çocuklarda inatçılık

Çocuklarda inatçılık

Çocuklar belli başlı gelişim evrelerinde inatçı, başına buyruk hareket eden, kuralları dinlemeyen bir kişilik sergileyerek anne babalarını zaman zaman zor durumlarda bırakabilirler. “Dişlerimi fırçalamayacağım, o elbiseyi giymeyeceğim, yemek yemeyeceğim” gibi itirazlar ve inatlaşmalar pek çok ailede yaşanmaktadır.

Peki çocuklar neden inatçılık ederler?

İnatlaşmalar birinci yaş döneminde konuşma ve yürüme becerisi kazanmalarıyla birlikte başlar. Adeta ebeveynlerinin söylediklerinin tersini yapmaktan mutlu olur gibidirler. Tabii ki çocuğun bu dönemde amacı sizi kızdırmak değildir, aksine amacı istemediğiniz davranışın ya da koyduğunuz kuralların ne kadar önemli olduğunu ölçmektir. Eğer ki siz taviz vermeyip aynı olumsuz davranışa aynı tepkiyi gösterip taviz vermediğiniz sürece sınırlara uyarlar.

Çocuklar için diğer önemli dönem ise 2,5 yaştır. Fizyolojik olarak hızlı bir gelişim gösterdiği bu dönemde uyum sağlamakta zorlanmalar yaşarlar. Kararsız ve her şeye “hayır” diyen bir yapı içindedirler. Onun haricinde her şeyi kendi başına yapmak istediği bir bağımsızlık dönemindedirler; ancak anne ve babaya da ihtiyacı olduğunun farkındadırlar. Bu yüzden dengesizlikler, farklı kutupluklar sık görülür. Örneğin, çok uysalken bir anda asileşip inatlaşabilirler ve bu dengeler çok hızlı değişebilir. Ebeveynlerin bu dönemde sakin ve sabırlı olarak çocuklarından sevgilerini eksik etmemeleri yapabilecekleri en iyi şeydir.

Üçüncü kritik dönem ise 4 yaştır. Bir önceki dönem kadar olmasa da başına buyruk, çok fazla soru sorup cevabını dinlemeye bile sabır gösteremeyen bir çocuk vardır karşınızda.

Olumsuz davranışların ve inatçılığın arttığı diğer bir yaş dönemi ise 6 yaştır. Geçen seneki o uyumlu çocuk gidip yerine tamamen zıt kişilik sergileyen bir çocuk gelmiştir.
İnatçılığın arttığı son kritik dönem ise ergenliğe geçiştir.

İnatçılıkla nasıl baş edilir?

Özellikle bu kritik dönemlerde olmak üzere tüm dönemlerde çocuğunuza gerekli, net ve mümkün olduğunca az kurallar koymak önemlidir. Her şeye hayır demek, çocuğunuzun elinden bağımsızlığının alındığı, her şeyi yanlış yaptığı ve kendisine güvenilmediği duygusunu oluşturacaktır. Onun yerine seçenekler sunabilirsiniz. Örneğin, yemekten önce çikolata yemek isterse, “Yemeğini yemeyi seçersen yemekten sonra çikolata yemeyi seçebilirsin” diyebilirsiniz. Bu sayede kendisi seçmiş ve seçtiği durumun sorumluğunu almış olur.
Unutmayın ne kadar çok hayır derseniz, inatçılığını körüklemiş olursunuz ve onun da aynı şekilde hayır deme olasılığını arttırırsınız. Bu yüzden, yapmasını istediğiniz şeyi ya da sınırları belirtirken hayır cevabı almayacak şekilde söyleyin. “Sebzeni ye!” demektense “Havucu mu, yoksa kabağı mı yemek istersin?” diye seçenek sunmak daha iyi olacaktır. “Sütünü iç!” diye emir vermektense “Sütünü fincanda mı, yoksa bardakta mı içmek istersin?” diye sorabilirsiniz.

İnatçılıkla diğer başa çıkma yolları nelerdir?

İnat genellikle çocukların bağımsızlık isteğinden kaynaklanır. Çocuğunuz inatçılık yaptığı zaman sakince neden böyle davrandığını sorun. Sebebi size anlamsız gelse de sabırla onu dinleyin. Kaygılarını veya şüphelerini anlamaya çalışın. Kızmadan sabırlı bir şekilde dinlediğinizi gördüğü takdirde duygularını ifade etmeyi ve kontrol etmeyi öğrenecektir.
Çocuklar anne babasına kızdıkları durumlarda da inatçılığı öç alma şeklinde kullanabilirler. Aynı şekilde kardeş kıskançlığı da, kardeşinin kendisinden daha fazla sevildiği düşüncesiyle ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlarda kardeşler arasında kıyas yapmamak önemlidir.
Kurallar konusunda ebeveynler arasında bir uyum olmalıdır. Babanın sınır koyduğu bir davranışı anne gülerek karşılamamalıdır. Tutarlı olmak oldukça önemlidir.
Eğer ki çocuğun neden asileşip inatlaştığını bulabilirsek ve onun ne hissettiğini anladığımızı ifade edersek bir süre sonra inatçılığın azalıp yok olduğunu göreceksiniz. Çocuklar yaşı ne olursa olsun, kendisine açıklama yapılıp duyguları yansıtıldığında kendilerini anlaşılıp, değer verilmiş hissederler. Bu sayede çocuklar da bir insanın kendisini ve duygularını nasıl ifade edeceği öğrenirler; çünkü unutulmamalıdır ki, ebeveynlerini her zaman model olarak alırlar. Bu noktada anne baba olarak en önemlisi aktif dinleme ve duygu geri bildirimi yeteneklerini keşfedip bu stratejileri pratik yapıp, kendilerini geliştirmeleridir.

Miray Sanan
Uzman Klinik Psikolog