kayıp ve yas

Kayıp ve yas süreci kişiyi kaçınılmaz bir kedere sürükler. Yaşanan her kayıp, geçmiş diğer kayıpları da canlandırır. Tam olarak yası tutulabilen bir kayıp ise aynı zamanda büyüme ve yenilenme için bir araçtır. Kişiye kattığı olumlu yanları da bulunur.

Her bireyin yası bireysel ve kendine özgüdür. Aynı aile içinde olunsa dahi yası yaşama şekli kişiden kişiye farklılık gösterir. Geçmişte yaşanan kayıpların olması, kaybedilen kişi ile ilişkinin özellikleri yas sürecinin nasıl yaşanılacağına etki eder. Yası komplike hale getiren risk etmenleri arasında kaybedilen kişi ile çözümlenmemiş meselelerin olması, ani-beklenmedik kayıplar olması, geçmişte çözümlenmemiş kayıpların olması ve kişilik özellikleri vardır.

Kaybedilen kişi ile bağımlılık ne kadar çoksa, kişinin ona ne kadar gereksinimi varsa onu bırakmak da o kadar zorlayıcı olabilir. Bu durum çocukluk ve ergenlik süreçlerinde yaşanan ebeveyn kayıplarında görülebilir. Ergenlik süreci tamamlanıncaya kadar çocuğun ebeveynine ihtiyacı vardır ve süreç gereği bitmemiş meselelerle doludur. Ergenliğini tamamlayan kişiler ise bir yetişkin gibi kayıp ve yas süreci yaşayabilir.

Yas sürecinde ilk aşamada verilen tepkiler genellikle inkar, yadsıma şeklindedir. Kişi, ölüme inanmaz ve bir yanlışlık olabileceğini ümit eder. “Bu benim başıma gelemez” düşüncesi hakimdir. Zihnin bir yanı kaybı inkar ederken bir yanı bilmesine izin verir. Bölme savunma mekanizması bilinçdışı bir şekilde devreye girer.

Kişide öfke duygusu ortaya çıkabilir. “Bu niye oluyor? Neden ben? Kim suçlu?” sorusu ile öfkesini bu durumu yaşamayan diğer insanlara yöneltebilir. Bu süreçte kişide bir yandan da geride kalmanın yarattığı öfke duygusu görülür.

“Kayıp ve yas süreci” nde kişi yaşadığı gerçeklikle baş edebilmek için adeta bir pazarlığa girer. Bu aşamada kayba dair daha yüksek bir farkındalık vardır. Ayrılık öncesi zamanları geriye getirmeye çalışmak, geçici suçluluk anları “Keşke onu doktora götürseydim, keşke bunları düşünseydim” vb. düşünceler görülebilir.

Sıkıntı ve depresif belirtiler kaybın gerçekliği fark edildikçe kendini daha çok gösterir. Kişi, diğer evrelerin işe yaramadığını ve zamanın ilerlediğini gördüğünde geçmiş dönemdeki hataları, pişmanlıkları ve kaybettiği kişi için yas tutar.

Kabullenme süreci yas tutma tamamlandığında kendini göstermektedir. Kriz döneminde keder sonlanırken inkar etme, bölme yavaş yavaş azalır. Zor da olsa süreci kabullenen kişi bir plan yapmaya, yarım kalan işlerini tamamlamaya çalışmaktadır. Bu dönemde sıklıkla görülen rüyalar ölümü kabullenme ve arzular arasındaki çatışmayı yansıtır, bilinçdışı ile bağlantı kurar.

Kayıp ve Yas Sürecinde Yapılabilecek Şeyler Nelerdir?

Her aile bireyinin duygularının ifade edilmesine, sorularının sorulmasına izin verilmelidir. Kişinin duygularını açıkça konuşması için teşvikte bulunulabilir. Kayıpla ilgili gerçekler her bireyin yaşına uygun bir biçimde paylaşılmalıdır. Çocuğun ölüm kavramını anlamlandırması yaşına göre değişir. Çocuk 10 yaşından itibaren ölüm kavramını ve ölümün bir son olduğunu soyut olarak anlamlandırabilir. Ergenlik öncesi dönemdeki bir çocuğun kayba verdiği tepkiler bir yetişkine tuhaf gelebilir. Değer verdiği bir kişinin kaybı ile yüzleşmek çocuk için oldukça zorlayıcı olabilir. Bu süreçte çocuğun üzüntüye katlanamayıp tepki göstermemesi, gülmesi, farklı davranışlar göstermesi yaşadığı bu yoğun duygu ile baş edememesi “duygunun tersine çevrilmesi” olarak adlandırılır.

Hayatta kalan kişinin baş etme becerileri, kendi yasını tamamlayabilmesi, çocuğu rahatlatması, kaybedilenin yerine geçecek uygun nesneler sağlanması çocuğun kayıptan sonra toparlanmasında oldukça etkilidir.

Her yasın bir başlangıcı ve bir bitişi vardır. Uzun süren tamamlanılmamış yaslarda kaybın kişiye ne anlam ifade ettiği ve kaybı zorlaştıran unsurları anlamak sürecin sağlıklı çözülmesi açısından önemlidir. Bu süreçte duyguların ifade edilmesi, yasın hangi noktada saplandığının belirlenmesi, kendisi ve kaybedilen kişi arasında ayrımın yapılması gerekebilir.

Bu tür durumlarda sağlıklı bir yas süreci için psikoterapi desteği faydalı olacaktır. Yaşanılan olumsuz olaylarda dahi acının, üzüntünün yanı sıra yaşanılan durum kişinin büyüme ve gelişmesi için bir araç olabilir.

Bu bahsettiklerimizin yeterli gelmediğini düşünürseniz ve 6 ayı aşkın süredir acınız aynı şiddette devam ediyorsa, paylaştığımız bağlantıdan bizlere ulaşabilir, bireysel psikoterapi hizmetlerimizle ilgili bilgiye ise bağlantıdan erişebilirsiniz.

Özgün Öklük

Uzman Klinik Psikolog, Psikoterapist

 

Kaynakça: Kayıptan Sonra Yaşam, Prof. Dr. Vamık Volkan-Elizabeth Zintl